Ads 468x60px

Pages

20 Şubat 2011 Pazar

Miami Gezimiz 2.Kısım

Bugünkü programımıza sabahın erken saatinde kalkarak başladık. Everglades'e gitmek için, tur otobüsümüz saat 8 de bizi almaya geldi. Yol boyunca otobüs şoföru gördüğümüz- göreceğimiz yerler hakkında bizi bilgilendirdi. Ayrıca otobüs içindeki ekranlardan da yolu görebiliyorduk.
Florida'nın güney kısmında, Fort Lauderdale bölgesinde bulunan Everglades Milli Parkı, bozulmamış doğal bir ormanlık alandır.Everglades içerisinde, Kissimmee Nehri ile Okeechobee Gölü  tarafından oluşturulan sulak alanlar, burayı bir havza şekline getirmiştir. El değmemiş bu alan, Kuzey Amerika'daki tropikal Wading kuşlar için üreme alanı olmuştur. Everglades Milli Parkı içinde, tropikal sert ağaçların yanı sıra, 350'den fazla kuş türü, tatlı ve tuzlu su balık türleri , 40'a yakın memeli türü ve bir çok sürüngen yaşamaktadır.

Biz bu güzel parkı, otobüs ile gezdik. Daha sonra Everglades Alligator Farm (timsah çiftliği)'e gittik ve burada airboata bindik. Önce sakin sakin gezdik, sonra da sürat yaptık. Gezinti boyunca, bir çok kuş türü gördük. Ama benim ilgimi her zamanki gibi timsahlar çekti. Timsahlarla dolu bir nehirde, hem de elimizle dokunabileceğimiz bir mesafede gezinti yapmak çok çok güzeldi.

Kaplumbağalar çok şirindi.  
 Sürat teknesi ile hız yapmak çok heyecanlıydı. Tekne kaptanımız olan bayan, deyim yerindeyse bizi uçurdu:)) İzlemek isterseniz aşağıdaki kısa videoya buyrunuz.


Bot turumuzu tamamlayıp, başladığımız noktaya dönerken önümüzden yavaş yavaş geçen timsahcıklar çok ciciydi :) Hemen videoya çektim. :) İzlemek isterseniz buyrunuz efenim...


Tur bitiminden sonra , Alligator Farm çiftliğindeki gösterileri izlemek için gösteri alanına gittik.

Önce zehirli bir akrep, sonra da porsuk seyircilere gösterildi.
Daha sonra da timsahlı gösteriler başladı.

Timsahla oyunlar da görülmeye değerdi.





Gösteri sonrası bu cici şeylerle fotoğraf çekilmeyi de unutmadık.

Nasıl tutmuşum yaa :)))















Everglades'den sonra,  Miami gemi turumuz için Bayside Marketplace'e gittik.
Miami'de trafik, alttan üstten, sağdan soldan birbirine girmiş gibi görünen köprüler üzerinden akmakta. Tramvay da diğer bir ulaşım aracı. Biz daha çok otobüsü kullandık.



Ünlü evlerini görmeye başlıyoruz. Gerçekten çok lüks evler vardı.


Gemi turumuz çok güzel geçti. Biscayne Körfezi boyunca 90 dklık seyrimizde, Miami'nin muhteşem sahil sitelerini gördük. Bizim için güzel bir dinlence oldu.

Gemizden indiğimizde akşam olmuştu bile. Bayside'ın akşam ışıklarıyla olan görüntüsünü de görmüş olduk.

Bu karpuz heykeli çok komik değil mi? :)


Peki bu fincanların üst üste dizilmesiyle oluşturulmuş sanat eseri nasıl?

Gün boyu, atıştırmalarla geçirdikten sonra, zil çalan karnımızı doyurmak için Deco Sandwiches'in yolunu tuttuk.


Deco Sandwiches, merkezi konumu, temiz ve sade dizaynı, lezzetli, ağız tadına uygun yemekleri ile Miami'de tavsiye edeceğim tek adres. Amerika'da kendi kültürümüze ait yemek bulmak zor. Hele ki gezilerimizde, yemek olayı bizim için zaman zaman büyük problem olabiliyor. Miami'de olduğumuz günlerde bizi aç bırakmadığı için Deco'ya, güleryüzlü personeline çok teşekkürler.





Miami gezimize, 3. kısım ile devam edeceğim. Bekleyiniz...

16 Şubat 2011 Çarşamba

Miami Gezimiz 1.Kısım



Başlık dizi filmlerin başlığı gibi oldu değil mi? Ama 5 gece 4 gündüz Miami tatilimizi tek bir posta sığdıramazdım. 1. kısım diye başladım, kaçıncı kısımda biter bilmiyorum :)Yazacağız, göreceğiz.

(Bu postu yazmakta çoookk geç kaldığımın farkındayım. :((  Diğer blogger arkadaşlarım gibi, günlük post yazmayı nasıl becereceğim, bilmiyorum. )

Miami gezimiz bayağı uzun sürdü. Aralık ayında yaptığımız gezimizde hava normal olarak çok sıcak değildi. Akşamları soğuk olsa da gündüzleri gezmek için hava ılıktı. Bir yazı daha Florida'da geçireceğimiz için, yazın tekrar gitme şansımız var Miami'ye. Hem o zaman ayaklarımızı soktuğumuz sularda yüzebiliriz de. Ha bu arada Christmas'ı da Miami'de geçirmiş olduk. Bu nedenle sokaklar, cafeler, barlar süslü püslüydü.

Miami, Florida'nın inci şehirlerinden biri. Güzelim plajlarıyla, eğlencenin bol olduğu cafe-bar tarzı yerleriyle yerli yabancı bir çok turistin göz bebeği. Miami'yi, Sibel Can'ın evinin olduğu yer diye de biliriz. Miami'de yaptığımız tekne turunda, tur kaptanı ünlülerin evinin olduğu yerleri gezdirirken ne yazıkki hiç Sibel Can'dan bahsetmedi. O kadar da beklemiştim belki adını söyler diye :)) Neyse, ben Miami'yi Sibel Can'dan farklı olarak size gezdiğimiz gördüğümüz yerleri yazarak, bol fotoğraflarla anlatayım. Az laf, çok fotoğraf :)

Miami hazırlıklarımıza birkaç gün önceden başladık. Önce internet sitelerinden yaptığımız araştırmalarla nerelere gidilmesi, nerelerin görülmesi gerektiğine karar verdik. Bizim görmek istediğimiz çoğu yeri kapsayan Go Miami Card adlı bir kartla tüm bu yerlere daha rahat giriş-çıkış yapabileceğimizi öğrenip, eşime ve bana birer tane bu karttan online olarak aldık. Daha az para ödeyerek, daha çok yeri görme imkanı oluyor. Biz 3 günlük olanını aldık.  Bu kartın benzerini NewYork gezimizde de NewYork Pass olarak almıştık. Gerçekten çok işe yarar bir şey.  Hem Miami'ye hem de NewYork'a gidecek herkese gönül rahatlığıyla tavsiye ediyorum. ( Amerika'daki bir çok yer için bu tip kartlar var. ) Daha sonra otel ayarlamamızı yaptık. 2 gece Miami Beach'de, 1 gece Miami Downtown'da kaldık. Miami'de otel rezervasyonu yaparken dikkat edilecek en önemli 3 şey sırasıyla park yeri, klima ve internet bağlantısı. (Diğer temizlik, kahvaltı gibi şeyleri saymıyorum. Bunlar da önemli ama ben en önemlilerini söylüyorum :) ) Eğer otelin kendine ait bir park yeri varsa bu bir artı. Eğer yoksa , günlük $20 park parası vermek zorunda kalabilirsiniz. Yol üzerinde çoğu yerlerde park yasağı var. Kurallar önemli, arabanız her an çekilebilir. Klima olayı da şöyleki, Amerika'daki %95 her yer klimalı zaten.Buna oteller de dahil. Hele Miami gibi bir yerde klimasızlık düşünülemez. Benim klimadan kastettiğim, bizim gibi aralık ayında gidecekler için geceleri klimanın sıcak ayarda çalışabilme özelliği :) 2. otelimizde klima sadece soğuk ayarda çalışıyordu. Çocuklu aileler için bu bir dezevantaj olabilir. İnternet bağlantısı, bizim için olmazsa olmazlardan. Bu herkes için değişebilir. Akşamları otele geldikten sonra, yarınki planlarımız için adres ve bilgi alma konusunda başvurulacak yer internet oluyor.

Akşam bavulumuzu hazırlayıp , sabah erkenden yola çıktık. Miami Beach'deki otelimizi bulup eşyalarımızı odaya yerleştirdik. ( Arabamızı kapalı park yerine park ettik önce, daha sonra otelimizin tam karşısında yol kenarında bir park yeri bulup cici arabamızı oraya park ettik :)) Go Miami Card'ımızı almak için satış ofisine gittik. Kartlarımızı aldık ve resmen gezimiz başlamış oldu. Hayırlı olsun efenim :)
Burası otelimizin lobisi. Moda dünyasından bir esinti :)

Kartlarımızı aldığımız yerin hemen yanında görmek istediğimiz yerler listesinde bulunan Holocaust Memorial'i görüyoruz.
Holocaust Memorial

130 gerçek boyutlu figürlerle kaplı, anıtsal bir kol olan bu heykel, ölen Yahudilerin acısını paylaşmak için yapılmış.Wikipedia'da şöyle anlatılıyor:


"Holokost (Yunanca: Holókauston), Nazi Soykırımı, Yahudi Soykırımı, ya da Ha-Shoa (İbranice: השואה Felaket); Almanya'nın Nazi döneminde yaklaşık 6 milyon kişinin (kaynaklara göre ölü sayısı değişir) sistemli bir şekilde öldürüldükleri katliama verilen isimdir.(Kaynak)

1933 yılında Yahudilerin haklarının azaltılması ile adım adım başlayan felaket, sonunda Nazi hükümetinin eline geçirebildiği bütün Avrupa Yahudilerini katletmesi ile sona erdi.
Polonya'da uygulanan toplu halde kurşuna dizmeli katliam şekli, Nazilerin görüşüne göre çok az etkiliydi ve bu yüzden büyük kapsamlı bir "Temizleme" için, yeni yöntemler aranmaya başlandı. 1941 yılının sonbaharından itibaren "Gazlama-Kamyonları" kullanmaya başlamışlardı. Bu kamyona başka bir kampa götürüleceklerini sanan Yahudiler doldurulduktan sonra, Kamyonun egzoz dumanını kamyonun arka kısmına bağlıyorlardı ve bu yolla kamyondaki Yahudilerin egzoz gazından boğulması sağlanıyordu. 1939-41 yıllarında, Ruhsal ve bedensel engelliler, sabit "Gaz odalarına" Kamyon egzozu bağlanarak öldürülüyorlardı. Katliamın bu döneminde, engelli kurbanların üzerinde Nazi doktorları bir sürü yeni öldürme metodları denemişti. Bu deneylerde kazanılan tecrübeler katliamın devamında Nazilerin çok işine yaradı......."

Bu soykırımın olmadığını iddia eden sayfalarda var. İsterseniz bu sayfadaki tartışma formunda konu ile ilgili diğer ayrıntılara ulaşabilirsiniz.
Heykellerin yüzlerindeki duygular çok acı. 


Holocaust Anıtı'nın sol tarafında, (yukarıdaki fotoğraf) bir anıt ve arkasında bir yazı var. Bu anıtta, çocuklarını korumaya çalışan bir anne resmedilmiş. Arkasında da Anne Frank'ın sözü: "Then, in spite of everything, I still believe that people are really good at heart." yani,  "Her şeye rağmen, hala gerçekten iyi kalpli insanların olduğuna inanıyorum."



Arbor of History. Bu alanda, Holokost hikayesi siyah granit üzerine kazınmış yazılar ve fotoğraflar aracılığıyla anlatılıyor.
 Sonra başladık Miami sokaklarını arşınlamaya. :) NewYork sokakları aklıma geldi, ah ayaklarım vah ayaklarım :)
Harita çözüm dahisi iş başında :)
         Botanic Garden 

 Botanic Garden
Temple Emanu-El ve Citibank Şubesi :)
Miami'nin en ünlü sahili olan South Beach.
Sahil sadece eğlenenlerin değil, evsizlerin de mekanı. 

Sahilden ayrılıp yol boyunca Miami sokaklarını gündüz gözüyle gezmeye başlıyoruz.
 Ocean Drive (Gündüz)
  Ocean Drive (Gündüz)

 Ocean Drive (Gündüz)
 Ocean Drive (Gündüz)

Hava kararmaya başladı. Otelimize dönüp, beslenme çantamızdaki mamalarla karnımızı doyurduk. Bu fotoğrafı yemek sonrasında çektim. Daha sonra biraz dinlenip, gece tekrar dışarı çıktık. Alemlere aktık dermişimmm :))))
Aşağıdaki fotoğraflar, Miami gecelerinden...Christmas öncesi olduğu için , çoğu yer ışıklandırılmışdı.
Bu fotoğrafta, bar açılışını bekleyen insanları ve büyük bir indirim yapan mağazanın , geceden sıraya giren müşterilerini görmekteyiz. Beach'de gördüğümüz evsizlerden sokak aralarında da var malesef :(

 Ve otelimize dönüp, yarınki gezimiz için enerji toplamaya çalıştık. 2.kısım pek yakında :))
 

Sample text

Sample Text